Aşk sokağı çıkmazında aşk tanrıçası
SEVGİLİ
Kelimelerle anlatılacak gibi değilsin
Allah'ın kitabında yer alan
Gizli bir ayet gibisin
Barış olsun yarına dair
Biri çıksın da
Söylesin bana
Dökülen gözyaşının milliyetini
Türklükle Kürtlük
Açıklayabilir mi annelerin yüreklerini
Cudi'nin ehemmiyetini
Munzur'un bestelerini
Hakkâri'nin dağlarını
Mardin'in ovasını
İzmir'in plajını
Bursa'nın huzurunu
Açıklayabilir mi?
Türklükle Kürtlük ifade edebilir mi?
Kardeşliğin bozulmasına engel olabilir mi?
Hangi şeytan yürekli
Bunun tezadını savunabilir?
Bunu bildirebilir mi?
Çoğu Türk çoğu Kürt hepside sevgi dolu bir yudum insan
Çok iddialıyım Kürtler ve Türkler öz kardeş gibi birbirlerini sevmedeler.
Ancak, kısa bir süreliğine içlerindeki şeytana hizmet ediyorlar, bunu en kısa zamanda aşıp, iki âşığın yuva kurması gibi birbirlerine sahip çıkacaklar. Öyle bir lahzadayız ki: Hamile kadının son çığlıklarının yansımalarını fark ediyoruz, umuda, cesarete, muvaffakiyetlere, barışa, dirilişe gebe kadının son çığlıklarını işitmedeyiz, doğum anı çok yakın, ebedi barışa nail olacaklar.
Bir köyün ve köylünün ömür serüveni

Doğup büyüdüğüm, okuyup yazmayı öğrendiğim, acısıyla tatlısıyla, yoksulluğuyla, neşesiyle çocukluk ve gençliğimin ilk dönemlerini geçirdiğim canım köyüm Bektaşlar, namı diğer PAPRAT...
Cebel'de 19.05.1989 yürüyüşlerinden sonra 22 Mayıs gecesi: Bedeli, ağır bir dayak ve iki kırılmış kaburga. Sırtımda çok miktarda cop, dipçik ve tekme izleri. Derinin altına birikmiş simsiyah kan ve morluklar. Nefes alıp veremediğim için doğru dürüst konuşamamak. Ayakta veya oturarak duramamak. Üstlerinden gelen talimat üzere doktorların da bakamadıkları ve tedavi edemedikleri bir dönem...
22 Mayıs gece yarısından sonra, 23 Mayısın ilk saatlerinde, arkadaşım Mümün (Körpe) ile birlikte emniyette ifade vermiştik. Dayak muamelesi bittikten sonra serbest olduğumuzu ve gidebileceğimizi söylediler. Ancak ayağa kalkmamızla yere yığılmamız bir oluyordu. Kalkıp yürüyecek gücümüz kalmamıştı. Kırık kaburga ile nefes alamıyorduk...
Deli dumrul vergisini yok edelim, adil, etik ve şeffaf bir vergi düzeni getirelim
Mehmet BAYRAK (Teknik Uzman-Yazar)
Ben Kayseri ili Sarız ilçesi Dallıkavak köyünde 01.07.1946 yılında doğdum. İlkokulu köyümde, Orta ve Liseyi Kayseri'de okudum.
20.07.1964 yılında Ali Bektaş kızı Emine ile evlendim. 18.05.1965 yılında Niğde bayındırlıkta, 1966-1969 yılları arası da Kayseri bayındırlıkta çalıştım ve daha sonra istifa ederek Ankara'ya geldim. Tekniker Yüksek Okuluna devam ettim. 1970 yılında okulu bitirerek Ankara Üniversitesi İnşaat Daire Başkanlığında göreve başladım. 1971 yılında özel sektöre geçtim. 15 Ekim 1971-72 sonunda yedek subaylığımı bitirdim ve 1972-2002 tarihine kadar özel sektörde çalıştım. Hizmetlerimin bir kısmını Irak, Suudi Arabistan ve Libya'da çalışarak geçirdim. Eşimden 3 çocuğum oldu: 2 kız, 1 erkek.
Büyük kızım Aysel Bayrak, bir serserinin kaldırımda çarpması sonucu ölümüne sebep olmuştur. Hacettepe Üniversitesi'nde Araştırma Görevlisi olarak görev yapıyordu. Ben bu tezimi kızımın ismini yaşatmak için yazmış bulunuyorum.
Saygılarımla...

